Yeryüzü Aşkına

Adsız ek 00007

Cyprus April Joke  2014  Middle Distance Triathlon -Kıbrıs Nisan Şakası 2014 Orta Mesafe Triatlon yarışı

Neden nisan şakası biliyor musunuz? Bisiklet etabında da koşu etabında da öyle bir yokuş var ki şaka gibi bir parkur, olsa olsa Nisan şakası 🙂

1,900m yüzme, 90km bisiklet ve 21km koşu dan oluşan orta mesafe triatlon yarışına sezonun başında hiç bisiklete binmemişken girmeyi  düşünmeyeceğim için bayrak yarışı yapalım deyince arkadaşlarım hemen atladım ve 6 ay öncesinden Kıbrıs uçak biletlerini almış oldum. İki yıl önce Kemal Merkit anısına yapılan yarışmaya katılamadığım için de içimde kalmıştı. Özlem yüzme, Muna bisiklet etabını yapacak ben de koşacaktım. Tek isteğimiz vardı eğlenmek ve yapabileceğimizin en iyisini strese girmeden yapmak.

Yarış için özel bir hazırlık yapmamıştım, zaten iki hafta önce maraton koşmuştum, onun için yaptığım bir hazırlık vardı ama yarış sonrası vücudum tam toplamamış, arkasına İznik Ultra yarışının hazırlıkları içinde dinlenememiş, bir de üstüne hasta olmuştum. Yarış öncesi Muna bir işi çıktığı için gelemeyeceğini söyleyince biz de Özlem ile gitsek mi gitmesek mi diye tereddütte kaldık. En sonunda da bunu yarış değil de Kıbrıs tatili olarak konumlayıp düştük yola. İkimizde çok rahat çok keyifliydik. Kıbrıs’a gittiğimizde güzel sıcak bir hava karşıladı bizi, yorgundum hastaydım ama keyfim yerindeydi. İstanbul’dan da bir sürü dost vardı.

Adsız ek 00001

Otele yerleşmemiz ile kumsala yerleşmemiz neredeyse bir oldu.  Hava o kadar güzeldi ki yarışa kadar kumsaldan hiç ayrılamadık, diğer arkadaşlar koşup bisiklete binerken biz kumsalda bol bol güneşlendik.

Adsız ek 00004

Takımımızın eksik bisikletçisini de bulunca yarışa girmede garantilendi. Gökhan full yapacakken bizi kırmadı ve bisiklet etabına bizle yarışmaya karar verdi. ‘Yeryüzü Aşkına Team Merkit’ yarışmaya hazırdı.

Adsız ek 00013

27 Nisan yarış sabahı 8 de yarışma yüzme etabı ile başladı. Hava enfesti, su dalgasızdı, rüzgar yoktu. Su sıcaklığı oldukça iyi idi. Özlem ve yaklaşık 100 kişi başladılar yüzmeye, yarış başlama stresi ve bende suya girme stresi olduğu için, iyi ki yüzen ben değilim dedim içimden.

Adsız ek 00010

Özlem şahane bir başlangıç yaptı ve 41 dk gibi  bir süre de bitirdi yüzme etabını, yüzme etabı biraz uzundu.

Adsız ek 00016

Gökhan bisiklet etabının başında Özlemi karşıladı ve bisiklete başladı. Açıkçası bisiklet etabında öyle bir yokuş vardı ki iyi ki bisiklete binen de ben değilim  de dedim içimden 🙂

Adsız ek 00219

Özlem ile hazırlanıp Gökhan’ı seyretmeye parkurun başına gittik, 3 tur atacakları parkurun dönüş noktasında beklemeye başladık.

Adsız ek 00222

Yarışan neredeyse tüm yarışmacılarını tanıyıp yarışı da dışarıdan izlemek çok keyifli oldu bizim için. Bir Kıbrıslı sporcuları tanımıyorduk, onları da sağ olsun organizasyon gönüllüleri ile konuşarak tanıdık. Organizasyon tamamen gönüllülerin emeği ve özverisi ile son derece keyifle ilerliyordu. Çok şeker cana yakın samimi insanlardı. Onları da bu vesile ile tanımak çok hoş oldu. Bisikletçimiz Gökhan Kıbrıs’a geldiğinden beri 3 günde 310 km bisiklete bindiği için yorgundu, o yüzden ondan çok iyi bir performans beklemiyorduk ama canavar çıktı, hiç beklemediğimiz bir şekilde iyi gidiyordu.

Adsız ek 00022

90 km’lik parkurda 900 m irtifa alarak 2 saat 56dk da bitirdi parkuru ve bana verdi bayrağı 😉

Adsız ek 00225

Benim etabım öğle sıcağına ve güneşe kalmıştı. Yarış öncesi stratejimi yapmıştım orta tempoda nabzımı çok çıkartmadan koşacaktım parkuru, tek dikkat edeceğimde arkamdan gelenlere geçilmeden 4 turu bitirmekti.

Adsız ek 00228

Koşu parkuru yokuşlu ve zordu ama manzaralar o kadar güzeldi ki koşmaktan çok keyif aldım, turları tamamlarken tanıdık yüzleri görmek onlar ile konuşup şakalaşmak güzel oluyordu. Midem hala iyileşmediği için yarış boyunca sadece bir jel alabildim, onu bile kaldırmadı midem. Keyifle başladığım koşu keyifle 1 saat 50 dk da bitti.

Adsız ek 00231

Takımın toplam derecesi de 5 saat 31dk oldu. Bir yarış daha eğlenceli keyifli bir şekilde bitmiş oldu. Böyle zorlu bir parkurda sezon başında takım olarak koşmak ayrı güzeldi.

Adsız ek 00234

Aklınızda gönlünüzde bir 70,3 orta mesafe triatlon yarışına girme fikri varsa ve kim korkar yokuştan derseniz kesinlikle gelin katılın bu yarışa derim.

Adsız ek 00025

Yarış hakkında bilgi için http://www.ncytriathlonfed.org/

Reklamlar

Bir Rotterdam Maratonu Hikayesi

fotograf (4)

Nerden başlasam nasıl anlatsam diye düşünüyorum….

Her şey eşim Alptekin’nin bir bahar maratonu koşmak istiyorum demesi ile başladı. Aslında ben sene de ancak bir yarışa hazırlanabiliyorum, onu da genelde yaz sonu yarışı olarak seçiyorum.  Bunun en önemli sebebi kışın okulların açık olması, benim oğlum ile daha fazla ilgilenmem gerekmesi, havanın geç aydınlatıp erken kararması, kışın çok hastalanmam gibi bir sürü sebebi var.  O yüzden aslında bir bahar maratonunda koşmak özellikle de Rotterdam da koşmak yoktu aklımda. Alptekin ve arkadaşları karar verip yazılınca ben de ‘’Eeee bari ben de yazılıyım olduğu kadar hazırlanırım gitmişken de bir maraton koşarım.’’ diye yaptım kaydımı.

Kaydımı yapmam ile yüksek sorumluluk bilincinde olan ben, düzenli bir antrenman programının içinde buldum kendimi.  Madem yazıldım elimden gelenin en iyisini yapmazsam rahat edemezdim.  İş, ev, çocuk, spor çemberini oturtmam biraz zaman aldı. Kendime ayırdığım zaman o kadar azdı ki bu çemberde,  o zaman dilimlerini hep antrenman yaparak geçirdim. Sabahın erken vakitleri, oğlum uyurken,  basketteyken, servise bindirdikten sonra,  gibi zamanlarda antrenman yapmaya çalışınca da antrenman partneri bulmakta zor oldu.  Benim zamanlarıma uyabilen arkadaşlarım ile antrenman yapmak eğlenceli olurken, tek başına hedefin peşinden koşmak ayrı bir motivasyon gerektirdi.

Geriye dönüp şöyle bir antrenmanlarıma bakınca aslında çok disiplinli, çok iyi hazırlandığımı görüyorum,  4 ay boyunca her türlü detayı düşünmüştüm,  iyi bir maraton koşmak için gerekli her hazırlığı yapmıştım, sakatlanmadan da sonuna kadar gelmiştim.

Bir maraton koşusunun aslında en zor kısmı da bu, antrenmanları düzenli yapıp, doğru beslenip, doğru dinlenip, doğru malzemeler kullanıp, sakatlanmadan yarışa kadar gelebilmek.  Bu kısmını atlatınca, zaten yarışta olanca keyfi ile geçip, istenen sonuca ulaşılıyor ama ben de sonuç pek keyifli olmadı. Her türlü detayı düşünen ve çok dikkatli olan ben son halka da maraton öncesi beslenme halkasında yapmıştım hatayı.

Perşembe gününden Rotterdam’a gittik, otele yerleştik, koşumuzu yaptık, çevreyi tanıdık.  Her şey mükemmel, Cuma günü fuara gittik numaralarımızı aldık, arkadaşlar ile buluştuk, keyifli eğlenceli bir gün…

Akşamı tüm arkadaşlar bir pizzacı da yemek yerken oldu ne oldu ise…

Herkes karışık kuruşuk yemekler sipariş ederken ben sadece peynirli domatesli pizza söyledim, tüm masa benle dalga geçerken de,   midemin çok hassas olduğundan farklı şeyler yemeye korktuğumdan bahsettim.  Pizzayı yerken, elde dolaşan, masadaki herkesin pizzasına döktüğü,  benim zeytinyağı zannederek döktüğüm şişe, meğerse zehir gibi acıymış. Dökmüş bulununca, bu acıymış yemeyim de diyemedim, bu kadar rahatsız edeceğini de açıkçası hiç düşünmedim.  Ta ki cumartesi sabah 4 gibi mide bulantısı ile uyanana kadar. Mide bulantısı,  hazmetme problemi, gastrit sorunumun tekrar nüksetmesi ile sabahı zor sabah ettim. Geçer nasıl olsa diye dert etmeyip koşuya çıktım, Alptekin ile sakin keyifli sabah koşumuzu yaparken ben kendimi pek sağlıklı iyi hissetmiyordum.  Midem deki problemler ile boğuşarak otele geldim, hafif bir kahvaltı midemi toparlar belki dedim ama işe yaramadı, mide bulantısı da gaz problemi de artarak devam etti. Arkadaşlar ile buluştuk bir yerlerde oturduk ama ben de ki sorun geçmiyor daha kötü oluyordu, en sonunda dayanamadım ve otele geri dönüp yatıp uyudum. Bir yandan terliyor bir yandan üşüyordum, Mide bulantısı hiç geçmiyor, midem delinecek gibi acıyordu. Aldığım ilaçlarda iyi gelmedi. Öyle zor bir duyguydu ki, bir yandan moralimi yüksek tutmaya çalışıyor, nasıl olsa yarışa kadar hiçbir şeyim kalmaz dert etme diyordum, bir yandan ağlayacak gibi oluyordum. İşler hiç de istediğim gibi gitmiyordu. Akşam yemeğinde arkadaşların evinde makarna partisi vardı ama benim odadan değil yataktan çıkacak halim yoktu. Tek isteğim geceyi rahat geçirip yarış sabahına sağlam uyanmaktı. Alptekin gitti ben dinlendim. Yarış sabahına uyandığımda midem deki sorun azalsa da devam ediyordu. Bir şeyler yemeğe korkarak kahvaltımı yaptım.  Mide bulantım geçmemişti bir önceki güne göre daha iyiydim ama en iyi maratonumu koşacak halim yoktu bunun farkındaydım. Hani dedim yarış başlayınca belki o atmosfer,  ortam beni motive eder, belki tüm bu hissettiklerim sadece psikolojiktir, pozitif ol ve hiçbir şey yokmuş gibi davran. Yapmaya çalıştım ta ki yarıştan 15dk önce içtiğim jel ile kusma noktasından dönene kadar. Olabildiğince zorlanan midemin o jelleri kaldıramayacağı artık aşikârdı.

Yarışın başlaması ile tekrar havaya girdim, ilk 2 km yi planladığım gibi geçtim, sonrasında hedef maraton tempoma oturdum, kendimi iyi hissediyordum, etraf güzel, hava güzel, insanlar güzel, mutlu mutlu 5km ye geldim. 30dk da bir jel almayı planlayan ben hadi biraz geç alayım daha 24dk oldu deyip o su istasyonunu pas geçtim, 10km öncesi alırım dedim ve 10km ye geldiğimde 48dk olmuştu ve ilk jelimi aldım. Onu almam ile mide bulantım ve gastrit problemim başladı, hızım git gide düşmeye başladı. Aynı hız ile gidemeyeceğim belliydi. Şeker attım ağzıma ama midem onu da sevmedi. Benim için yarış bitmişti… Bundan sonra ne jel alabildim ne su içebildim, midem hiçbir şeyi kabul etmiyordu. Moralim bozuldu, koşmak acı veriyordu, bir an bırakayım diye düşündüm, sonra bağış topluyorum bırakamam bitirmek için söz verdim dedim. Artık bitirmek için tek motivasyonum vardı Sulukule Gönüllüleri Derneği için toplayacağım bağışlar. Bitiş çizgisine kadar, etrafta koşuculara destek veren izleyicilerin ‘Aysin Aysin’ diye bağırmaları, motive etmeye çalışmaları ile yarı ağlamaklı ayrı gülmeli bir şekilde geldim.   3:50:29 net süre ile bitmişti bu macera. 10,678 katılımcı arasından 3960ıncı olarak. Yaş kategorimde yarışan 380 kişi arasından 70. Olarak.

Mutlumuyum , mutsuzmuyum bilemedim. Süreç mi önemlidir, sonuç mu? Her yaşanan bir ders değil midir? Acaba benim çıkartmam gereken ders neydi?

Moral bozacak, mutsuz olacak bir şey yoktu aslında ortada, çok çalıştım, çok uğraştım tek isteğim  3 saat 29 dakika olan bir önceki maratonumdan daha iyi bir sonuç çıkarmaktı ama olmadı, yanına gayet kondisyonlu formda bir vücut, geçirilen keyifli zamanlar kaldı.

Bir de bağışlarım istediğim seviyeye bir gelse,  bak o zaman acı çekerek yaptığım her kilometre mutluluk olarak geri gelecek.

Bağışları nereye mi yapıyoruz? Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne

Yapı ve Kredi Bankası Karagümrük Şubesi

Hesap no: 85963234

IBAN: TR76 0006 7010 0000 0085 9632 34

AÇIKLAMA: ABASKIR /öğrenim gideri /Adınız Soyadınız

Not: Lütfen açıklama yazmayı ve bana bilgi vermeyi atlamayın olur mu? Unutmayın ki size kocaman kocaman teşekkür edebileyim.

Kimdir bu dernek? Ne yapar? Ne eder? Tüm bilgiler  http://www.sulukulegonulluleri.org/

Yarış Öncesi

Cumhuriyet Kupası Orta Mesafe Triatlon Yarışı

1,900m yüzme 90km bisiklet ve 21km koşuyu arka arkaya yapmaya orta mesafe triatlon, buna yapanlara da ‘half ironman yani yarım demiradam’ deniyor. Tamı da hepsinin iki katı oluyor, koşanlara göre de iki yarım bir tam yapmıyor. 🙂

Aysin Bitişe Girerken

Triatlon Federasyonunun bu seneki takviminde Antalya Konyaaltı’nda bu mesafelerde bir yarış olduğunu görünce ilk başta hiç üstüme alınmadım, gerek tarih itibari ile gerek mesafeleri ile hiç yapabileceğimi düşündüğüm bir yarış değildi. Ta ki Kuşadası Triatlonunu bitirene kadar. Kuşadası yarışından sonra bir güven geldi ve ‘o soğuk hava da o suya girip yüzdü isem her şeyi yaparım’ dedim kendime ve siteye girip kaydoldum. İki yarış arasında sadece 2 hafta vardı, benim hazırlanacak sürem yoktu ama zaten temelde yaptığım bir antrenmanım vardı ve o antrenman en iyi yarış derecemi çıkarmaz ama yarışı bitirmemi sağlardı. Amaç belli idi yarışı güle oynaya bitirmek.

Cuma gecesi arabalar ile yola çıkıp cumartesi sabaha karşı Antalya ya geldik, kısa bir dinlenmenin üstüne bisikletlerimiz ile ilgilenip kısa bir biniş gerçekleştirdik, şansımıza hava çok güzeldi, güneşli mis gibi Antalya havası…

Akşam teknik toplantı, sonrası hazırlık ve pazar sabahı saat 5:45 kalkış. Tüm arkadaşlar güzel bir kahvaltı ve eğlenceli sohbetin ardından yarış alanına geçip numaralarımızı alıp eşyalarımızı değişim alanına yerleştirdik ve 8:00 da başlayacak yarışı beklemeye başladık. Yarış Öncesi

3 Heyecan gerçekten çok fazla idi, ‘1,900m nasıl yüzeceğim? panik olacak mıyım?’ soruları kafamda dolaşıp duruyordu, bir yüzmeden çıkayım gerisi kolay diyordum ama 90km bisikletin üstüne koşu nasıl olacak diye de endişelenmeden duramıyordum. Yaklaşık 100 katılımcı vardı yarışta çoğuda tanıdık arkadaş idi. Eş dost arkadaş hep beraber antrenman yapar gibi hissettim kendimi.

Düdük çaldı ve yarış başladı, gayet güzel kafamı suya soktum ve yüzmeye başladım, bu sefer bu iş tamam panik olmadan yüzmeyi başaracağım derken, hoopp arkamdan pata küte gelen bir yüzücünün, önce dirsek, sonra tekmesine maruz kalınca bir de su yutunca beni gene aldı bir panik. Yüzmeyi bıraktım ve kalabalığın gitmesini bekledim. Biraz sırt üstü yüzüp sakinledim ve nefesimi düzenledim, sonra dedim bu yarış böyle bitmez haydi başla yüzmeye, hafif panik bir halde başladım yüzmeye, stresim geçip keyif almaya başladığımda parkurun üçte biri bitmişti. Sonlara doğru mide bulantısı, çıkışa doğru baş dönmesi dışında yüzme etabı sorunsuz geçti ve  38dk 45sn ile bitmiş oldu.

Yüzme Etabı Başlarken
Fotoğraf: Onur Şentürk

Hemen koşturarak değişim alanına geçtim. Ağzımdaki tuzlu sudan kurtulmak için su içtim, arkasından enerji içeceği sonra bir enerji jeli içip çorabı giyip ayakkabıları giyip kaskımı takıp gözlüğümü takıp bisikletimin üstüne çıktığımda tam 3dk 9sn geçmişti.

Değişim Alanı
Fotoğraf: Onur Şentürk

Bisiklete geçince hemen hızlanamadım, biraz ağzıma yiyecek bir şeyler attım su içemeye devam ettim sakinledim ve tempo yapmaya başladım. Bisiklet üstünde yemek için kendime powerbar ın energy blast adını verdiği jelibon şeklindeki şekerlerinden koymuştum, öyle keyifli yedim ki onları, bir paketi 220kcl idi 2 paket bitirdim. Bir de bisiklet çantama dilim dilim kesip koyduğum 2 paket ‘mule bar’ enerji barını yeyince beslenmem tam oldu. Toplamda 1000 kalori aldım tüm bisiklet etabı boyunca. Bisiklet etabı Konyaaltının 16 numaralı plajından başlıyor deniz kenarından Kemer yoluna doğru devam ediyor, çıkışlar bitince geri dönüyor ve bu sefer diğer istikamete doğru ilerliyordu. 30km lik 3 tur yapılmıştı. Manzara muhteşem asfalt güzeldi, hava da şansımıza çok rüzgarlı değildi. Önce biraz düz ilerliyor, sonra tırmanmalar başlıyordu. Tırmanış etapları korktuğum gibi değildi, inişli çıkışlı keyifli bir parkurdu. 3 turun toplamında da yaklaşık 500m tırmanış vardı. Bisiklet etabını 3 saat 25dk da bitirdim.

Bu 3 saat nasıl geçti anlamadım öylesine keyif aldım ki bisiklete binmekten, genelde tek başıma çeviriyordum ama hep yanımdan birileri geçiyordu. Süre olarak daha iyisini yapabilirdim ama canım hiç kendimi zorlamak istemiyordu, hep gezinti modunda ilerledim, böyle olunca koşuya da enerjim kalmış oldu. Bisikletimi bırakıp koşu ayakkabısını giyip koşuya başlamam 1dk 47sn sürdü. Koşu etabı başladığında tam öğle sıcağı başlamıştı, hava gerçekten sıcaktı.  Benden önce koşuya başlayanların çoğu sıcaktan dağılmış gözüküyordu. Koşuda vücudumu, neyi yapıp, neyi yapamayacağımı çok iyi tanıdığımdan baştan belirlediğim stratejiyi hiç değiştirmeden aynen uyguladım. 5:15 pace ile başlayıp ilerlemek gücüm yeterse son 7 km de hızlanarak bitirmekti amacım.Bisiklet Etabı

Bisikletten koşuya geçince vücut ne kadar hızlı gittiğini anlamadan çok çabuk hızlanıyor, kendimi bu yanılgının içine sokmadan saatimi kontrol ederek, hızlanacak gücüm varken, kendimi frenleyerek gittim hep. Sonlara doğru gücüm kalırsa yaparsın diye tuttum kendimi sonlarda ise, sıcak öyle rahatsız etti ki hiç yüksek nabıza geçmek istemedim. Parkur da 21km den biraz kısa imiş 1 saat 42dk da bitti koşu.  Toplam süremde 5 saat 47 dk olarak bitmiş oldu.

6Çok zorlamadan, keyifle, yarış heyecanını ve havasını soluyarak bir yarışı daha bitirmiş, half İronman nasıl bir şeymiş öğrenmiş oldum. Her yarış ayrı bir tecrübe, ayrı bir macera ve ben maceradan macera ya atlamayı çok seviyorum….

Triatlon Türkiye Şampiyonası, Kuşadası

Elimde kocaman bir kupa bakıp bakıp şaşırıyorum, üzerinde ‘+40  Bayanlar Yaş Grubu Türkiye Birincisi’ yazıyor.  Bu benim ya! Evet evet bu benim, Türkiye Şampiyonu!! Şaka gibi, daha 2012 yılının Şubat ayında 25m havuzda bir boy bile yüzemeyen ben,  yüzme işini kotarmış bir de üstüne üstük yarışlara girebilir hale gelmiştim. Yıllardır gözümde büyüttüğüm hiç yapamayacağım zannettiğim yüzme sporu da artık yaptığım sporlar arasında yerini almış 1,500m hiç durmadan yüzer olmuştum.

2013 Triatlon sezonunda puanlı yarışları takip eden yarışmacılar Kuşadası’nda yapılan Türkiye Şampiyonasına da katılınca,  yıl içinde aldıkları puanlara göre bir sıralamada yerlerini alıyorlar ve sezonun en iyi ilk üçü belirleniyor.  40+ Kadınlarda yarışları takip eden ve puan toplayan Yasemin ile bendim sadece, Yasemin kırklarının sonlarında ben kırklarımın başlarında birlikte antrenman yapan iki rakip. Yasemin benim yüzme öğrenme sürecimde örnek aldığım, çok takdir ettiğim bir sporcu. Enerjisi spor heyecanı ile iyi ki tanımışım dediğim insanlardan biri. Böyle bir rakip ile yarışmakta ayrı bir keyif tabi.

Kuşadası yarışının sonucu kimin şampiyon olacağını belirleyecekti, Yasemin ile aramızda az bir puan farkı vardı. İkimizde büyük bir heyecanla yarışın başlamasını bekliyorduk. Yarıştan bir gün önce inanılmaz soğuk ve rüzgarlı bir hava karşıladı Kuşadası’nda bizi. Güneşli, sıcak bir Ege günü yaşayacağımızı zannederken kıştan kalma bir gün ile karşılaştık. Su ile çok barışık olmayan beni bu beklenmedik hava durumu epey gerdi tabi. Otele eşyalarımızı yerleştirip meşhur Kuşadası yokuşlu bisiklet parkurunu görelim dedik ve bindik bisikletlerimize. Dizlerimde kıkırdak erimesi olduğu için aslında bisiklete binmem ve özellikle de yokuşlu bir parkurda binmem çok sağlıklı değildi. Parkurda baktım yokuşlar korktuğum gibi değildi, çıkılabilir durumda,  dizlerim çok sorun çıkarmadı. Tek sorunum, yarış öncesi hava o kadar soğuktu ki denize girip yüzememekti.

Yarış öncesi teknik toplantıya gidildi, dostlarla karşılaşılıp hoş sohbetler edildi.  Güzel bir makarna yenildi ve yatıldı, ertesi sabah güzel bir hava olsun diye dualar edilerek uyundu.

Yarış sabahı geldiğinde hava gene soğuktu kat kat giyinip gittik yarış alanına kollarımıza bacaklarımıza numaraları yazdırdık. Bisikletlerimizi yerleştirdik ve titreyerek başladık yarışın başlamasını.  Birbirimize sarılarak ısıtmaya çalıştık ama ayaklarımız donuyor kumdan acayip soğuk geliyordu, yarış bir başlasa da suya girip biraz ısınsak diyorduk.

Veee yarış başladı, herkes suya doğru koşup başladı yüzmeye. Ben sakin sakin yürüdüm suya daldım ama yüzemedim. Gene heyecandan nefes alıp veremiyordum. Sakin olmam ve yüzmeye başlamam için biraz sırt üstü gittim ama sakinleyemedim. Hadi kurba gideyim dedim ama oda olmadı önden gelen ufak dalgalar yüzünden su yutuyordum. Grup benden uzaklaşırken çaresizce arkalarından bakarken buldum kendimi. Bu hemen hemen her yarışta başıma gelen bir olaydı, nefes alıp suya nefes vermek için kafamı soktuğumda nefes veremiyor boğulacak gibi oluyordum. Sonra dedim içimden bu yarış böyle bitmez en iyi yapabildiğin serbest yüzme yüz ve bitir şu işi. Başladım yüzmeye biraz bocalaya bocalaya belli bir ritme girdim. Bu ritme girdikten sonra gerisi kolaydı ve yüzme etabı bitti. Saate baktığımda tam 16dk bitirdiğimi gördüm 750m yi . Benim için inanılmaz iyi bir derece idi en son yarışımı 19dk da bitirdiğimi düşünürsek. Denizden çıkar çıkmaz başladım koşmaya, gerisi kolaydı benim için. Değişim alanına geldiğimde Yasemini ayakkabılarını giyerken yakaladım. Genelde aramızda en az 5dk fark olurdu. Beni görünce oda şaşırdı. Hızlıca çoraplarımı ayakkabılarımı giyip kaskımı takıp gözlüğümü takıp bir jel içip çıktım bisiklet parkuruna. 2dk 50sn harcamışım, normalde bir dakikanın altında olması gerekiyordu bu değişimin, epey vakit harcamışım. Bisiklet etabında sakin gittim, yokuş yukarı zaten istesem de çok hızlı gidemiyordum, yokuş aşağı  da asfaltın belli bir yerini kazıdıkları için risk alıp hızlı inemedim. Bizim kategori de bu yarışta 4 kişi yarışıyorduk. Yasemin arkamda kalmıştı, önümde de İzmirli triatlerden Nur vardı. Nur ile hiç yarışmamıştık şimdiye kadar, dailymile dan antrenmanlarını takip ettiğim sevdiğim birisi idi. Turları atarken önümde görüyordum onu. Her turda biraz daha yanaştım son turda yetiştim.  Bisiklet etabı 20km bittiğinde 50dk geçmişti. Bisikletimi bırakıp koşu etabına geçerken 1dk 15sn harcadım. Koşuya başlarken ayak başparmaklarım uyuşuktu ve bir türlü geçmedi o uyuşukluk. Hep antrenmanlarda bisiklete bindikten sonra mutlaka koşun (brick yapın) diyorlardı ama benim hiç vaktim olmuyordu brick yapmaya. Onun eksikliğini koşuda hissettim. Bir türlü koşu akmadı, tam ısındım rahat gidiyorum dediğimde de yarış bitti 24dk 49sn de de 5kilometrelik koşu etabını da bitirmiş oldum.  Toplam süre de 1 saat 35dk  oldu. Yarışı da birinci bitirince sezonun birincisi de oldum. Yasemin de ikincisi, üçüncü mü? Henüz üçüncümüz yok.. kim bilir belki seneye daha fazla kişi yarışırız da kürsüyü doldururuz.

O kadar da keyif aldım ki bu yarıştan bir daha hiçbir yarış kaçırmayacağım diye söz verdim kendime. İstanbul’a döner dönmez de Antalya da yapılacak olan Cumhuriyet kupasına kaydoldum. Bu yarışın mesafeleri biraz uzun tabi 1,900m yüzme, 90km bisiklet ve 21km koşu. Nasıl yaparım bilemiyorum ama amaç bitirmek ve biliyorum başlayınca da biter.