Mutluyum!

Bir hedef seçmek ve bu seçtiğin hedefi hayal etmek, düşünmek, onun için çalışmak, sen çalışırken sana destek olan insanların varlığı, sana inanmaları, bıkmadan usanmadan seni dinlemeleri, seni hoş görmeleri, senin hedefine ulaşman için elinden geleni yapmaları inanılmaz bir zenginlik. Hedef yarışıma 2 ay kala diyorum ki varsın yarışım kötü geçsin, varsın istediğim sonuç çıkmasın, ben hedefime aslında ulaştım, mutluyum…

Ağustos 9’da Weisbaden de orta mesafe triatlon yarışına kaydolduğumda deli gibi korkuyordum. Alptekin ile Ironman 70.3 Avrupa şampiyonasına girmeye, çok zorlu bir parkurda yarışmaya karar vermiştik.

”Biz kolayı sevmeyiz, beraber ne yarışlar atlattık, ne maceralarımız oldu, bu da bir şey mi!  Seni seviyorum yol arkadaşım,  daha nice yeni tecrübelere, yeni maceralara birlikte ilerleyelim…”

Biz bu yola çıktığımızda tam ne yapacağım, hangi programı uygulayacağım, bu yolda kim bana antrenman desteği verecek diye kara kara düşünüp bir yol ararken, bir mucize oldu ve Fırat Dizman aradı beni, çalıştığın kimse yoksa sana destek olmak isterim dedi. Dünyalar benim oldu!

Triatlona başladığımdan beri değer verdiğim, takdir ettiğim, ağzından bir değerli bilgi kapabilir miyim diye baktığım insan ‘ben sana destek olacağım‘ demişti… İşte bu bir işaretti güzel geçecek bir dönemin başlayacağına dair. Gönlümden geçtiği gibi ilerliyordu herşey.

Triatlon yapmasını sevdirdi bana, bıktırmadan, usandırmadan.

4 ay sabırla çalıştı benim ile, neredeyse her gün konuştu, her türlü saçma soruma katlandı, . En iyi derecemi çıkarmak üzere yarışa hazırlarken, bıktırmadan, usandırmadan yaptığım işi sevmesini öğretti. O kadar değerli ki bu benim için, dünyanın en iyi derecelerini yapsam hiç bir şeye değişmem. Kaç defa triatlon antrenmanı yapmaya çalışmış, ben bunu beceremiyorum diye vazgeçmiş, bana göre değil demiştim.Seni tanıyan yapabileceklerini, limitlerini çaktırmadan zorlayan bir antrenörmüş önemli olan. En başta da dediğim gibi sonuç ne olursa olsun şimdiden çok net diyebilirim ki aslında ben kazandım!!!

Reklamlar

Yeniden Antalya Orta Mesafe Triatlon Yarışı 2-Mayıs-2015

yüzme etabını beklerken.

1,900m yüzecek, 90km bisiklete binecek ve 21km koşacaktım…Çok keyifle başladım yarışa, ilk defa yüzme etabında panik olmadım normal tempoda hiç durmadan yüzmeyi başardım.

Yüzme Etabı başlangıcı

Bisiklete geçtim, yavaş başladım güzel güzel beslendim, sonra tempoma oturdum, tempoyu düşürmeden hafif hafif arttırdım, niyetim 3 tur olan bisiklet etabının son turu hızı biraz daha arttırmaktı ama 53.km de daha ikinci turu bile bitiremeden lastik patlattım, içimden sorun değil dert etme hemen değiştir devam dedim, lastiği çıkardım, iç lastiği çıkardım, yedek lastiği aldım hafif şişirdim ve jantın içine koydum ve o da ne!! Yedek iç lastiğimin sibopu profil jant için kısa, pompa ile şişiremiyorum, uzatması da yanımda değil!!

t1

O an beynimden aşağı kaynar sular döküldü ve gözlerim dolu dolu oldu, böyle saçma bir sebepten yarışı bırakamazdım. Yanıma gelen hakeme durumu anlattım,  ‘yapacak bir şey yok’ dedi, ‘yarışta dışarıdan yardım alamazsın’. Bende ‘beni diskalifiye et hiç sorun değil ama yarışa devam etmek istiyorum lütfen bana uzun siboplu iç lastik bulalım’ dedim, hakem yardımcı olmaya çalıştı, çok uğraştık ama iç lastik bulamadık ve yarışı bırakmak zorunda kaldım… Bazen işler planladığın gibi gitmez, çok istersin ama olmaz, başladığın işi yarım bırakmak zorunda kalabilirsin, benim de başıma bu yarışta geldi ne yapalım kısmet…

antalya half

Otele yakın bir yerde patladığı için yürüyerek otele geldim, odaya girdiğimde Doruk  odadaydı, beni görünce erken gelmişsin diye sevindi, sonra ağlamaklı yüzümü görünce niye erken geldin diye sordu. Anlattım, ben üzülüyorum diye oda üzüldü… Sabah saat 6 da yarış başlangıç bölgesine giderken Doruk’u uyandıramamıştım, planda onu otel de odada bırakmak yoktu aslında, benimle beraber yarış alanına gelecek yarışı takip edecekti, sabah uyandıramayınca çok panik oldum. Onu yalnız bırakıp nasıl gideceğim bunu hiç konuşmamıştık diye. Sonra ona bir not bıraktım, resepsiyona tembih ettim aşağıya inerse ilgilenin diye ve yarışa gittim. Yarış alanı keyifli hoş falan ama benim içimde bir tedirginlik var Doruk tek başına odada diye. Yarışlarıma oğlum ile gitmeyi sevmiyorum aslında onunla ilgilenemiyorum, stresli oluyorum. Bu sefer Doruk’u bırakabileceğim kimse olmadığı için onu getirmek dışında şansım yoktu. Bizimki notu okumuş bıraktığım yemeği yemiş, yarış alanına nasıl gideceğini bir türlü çözemediği için odadan dışarı çıkmamış ve beni odada beklemeye karar vermiş, yarışı erken bitirmem ona yaradı anlayacağınız, belki de o çekti beni kim bilir.

Evli, çocuklu, çalışan bir sporcu olmak zor iş anlayacağınız, o kadar çok denklem var ki çözmeniz gereken, bir de triatlon gibi üç branşı da barındıran bir spor yapıyorsanız bu iş bir kat daha zorlaşıyor.

Fotoğraflar Uğur Aydınlı
Fotoğraflar Uğur Aydınlı