Bir Rotterdam Maratonu Hikayesi

fotograf (4)

Nerden başlasam nasıl anlatsam diye düşünüyorum….

Her şey eşim Alptekin’nin bir bahar maratonu koşmak istiyorum demesi ile başladı. Aslında ben sene de ancak bir yarışa hazırlanabiliyorum, onu da genelde yaz sonu yarışı olarak seçiyorum.  Bunun en önemli sebebi kışın okulların açık olması, benim oğlum ile daha fazla ilgilenmem gerekmesi, havanın geç aydınlatıp erken kararması, kışın çok hastalanmam gibi bir sürü sebebi var.  O yüzden aslında bir bahar maratonunda koşmak özellikle de Rotterdam da koşmak yoktu aklımda. Alptekin ve arkadaşları karar verip yazılınca ben de ‘’Eeee bari ben de yazılıyım olduğu kadar hazırlanırım gitmişken de bir maraton koşarım.’’ diye yaptım kaydımı.

Kaydımı yapmam ile yüksek sorumluluk bilincinde olan ben, düzenli bir antrenman programının içinde buldum kendimi.  Madem yazıldım elimden gelenin en iyisini yapmazsam rahat edemezdim.  İş, ev, çocuk, spor çemberini oturtmam biraz zaman aldı. Kendime ayırdığım zaman o kadar azdı ki bu çemberde,  o zaman dilimlerini hep antrenman yaparak geçirdim. Sabahın erken vakitleri, oğlum uyurken,  basketteyken, servise bindirdikten sonra,  gibi zamanlarda antrenman yapmaya çalışınca da antrenman partneri bulmakta zor oldu.  Benim zamanlarıma uyabilen arkadaşlarım ile antrenman yapmak eğlenceli olurken, tek başına hedefin peşinden koşmak ayrı bir motivasyon gerektirdi.

Geriye dönüp şöyle bir antrenmanlarıma bakınca aslında çok disiplinli, çok iyi hazırlandığımı görüyorum,  4 ay boyunca her türlü detayı düşünmüştüm,  iyi bir maraton koşmak için gerekli her hazırlığı yapmıştım, sakatlanmadan da sonuna kadar gelmiştim.

Bir maraton koşusunun aslında en zor kısmı da bu, antrenmanları düzenli yapıp, doğru beslenip, doğru dinlenip, doğru malzemeler kullanıp, sakatlanmadan yarışa kadar gelebilmek.  Bu kısmını atlatınca, zaten yarışta olanca keyfi ile geçip, istenen sonuca ulaşılıyor ama ben de sonuç pek keyifli olmadı. Her türlü detayı düşünen ve çok dikkatli olan ben son halka da maraton öncesi beslenme halkasında yapmıştım hatayı.

Perşembe gününden Rotterdam’a gittik, otele yerleştik, koşumuzu yaptık, çevreyi tanıdık.  Her şey mükemmel, Cuma günü fuara gittik numaralarımızı aldık, arkadaşlar ile buluştuk, keyifli eğlenceli bir gün…

Akşamı tüm arkadaşlar bir pizzacı da yemek yerken oldu ne oldu ise…

Herkes karışık kuruşuk yemekler sipariş ederken ben sadece peynirli domatesli pizza söyledim, tüm masa benle dalga geçerken de,   midemin çok hassas olduğundan farklı şeyler yemeye korktuğumdan bahsettim.  Pizzayı yerken, elde dolaşan, masadaki herkesin pizzasına döktüğü,  benim zeytinyağı zannederek döktüğüm şişe, meğerse zehir gibi acıymış. Dökmüş bulununca, bu acıymış yemeyim de diyemedim, bu kadar rahatsız edeceğini de açıkçası hiç düşünmedim.  Ta ki cumartesi sabah 4 gibi mide bulantısı ile uyanana kadar. Mide bulantısı,  hazmetme problemi, gastrit sorunumun tekrar nüksetmesi ile sabahı zor sabah ettim. Geçer nasıl olsa diye dert etmeyip koşuya çıktım, Alptekin ile sakin keyifli sabah koşumuzu yaparken ben kendimi pek sağlıklı iyi hissetmiyordum.  Midem deki problemler ile boğuşarak otele geldim, hafif bir kahvaltı midemi toparlar belki dedim ama işe yaramadı, mide bulantısı da gaz problemi de artarak devam etti. Arkadaşlar ile buluştuk bir yerlerde oturduk ama ben de ki sorun geçmiyor daha kötü oluyordu, en sonunda dayanamadım ve otele geri dönüp yatıp uyudum. Bir yandan terliyor bir yandan üşüyordum, Mide bulantısı hiç geçmiyor, midem delinecek gibi acıyordu. Aldığım ilaçlarda iyi gelmedi. Öyle zor bir duyguydu ki, bir yandan moralimi yüksek tutmaya çalışıyor, nasıl olsa yarışa kadar hiçbir şeyim kalmaz dert etme diyordum, bir yandan ağlayacak gibi oluyordum. İşler hiç de istediğim gibi gitmiyordu. Akşam yemeğinde arkadaşların evinde makarna partisi vardı ama benim odadan değil yataktan çıkacak halim yoktu. Tek isteğim geceyi rahat geçirip yarış sabahına sağlam uyanmaktı. Alptekin gitti ben dinlendim. Yarış sabahına uyandığımda midem deki sorun azalsa da devam ediyordu. Bir şeyler yemeğe korkarak kahvaltımı yaptım.  Mide bulantım geçmemişti bir önceki güne göre daha iyiydim ama en iyi maratonumu koşacak halim yoktu bunun farkındaydım. Hani dedim yarış başlayınca belki o atmosfer,  ortam beni motive eder, belki tüm bu hissettiklerim sadece psikolojiktir, pozitif ol ve hiçbir şey yokmuş gibi davran. Yapmaya çalıştım ta ki yarıştan 15dk önce içtiğim jel ile kusma noktasından dönene kadar. Olabildiğince zorlanan midemin o jelleri kaldıramayacağı artık aşikârdı.

Yarışın başlaması ile tekrar havaya girdim, ilk 2 km yi planladığım gibi geçtim, sonrasında hedef maraton tempoma oturdum, kendimi iyi hissediyordum, etraf güzel, hava güzel, insanlar güzel, mutlu mutlu 5km ye geldim. 30dk da bir jel almayı planlayan ben hadi biraz geç alayım daha 24dk oldu deyip o su istasyonunu pas geçtim, 10km öncesi alırım dedim ve 10km ye geldiğimde 48dk olmuştu ve ilk jelimi aldım. Onu almam ile mide bulantım ve gastrit problemim başladı, hızım git gide düşmeye başladı. Aynı hız ile gidemeyeceğim belliydi. Şeker attım ağzıma ama midem onu da sevmedi. Benim için yarış bitmişti… Bundan sonra ne jel alabildim ne su içebildim, midem hiçbir şeyi kabul etmiyordu. Moralim bozuldu, koşmak acı veriyordu, bir an bırakayım diye düşündüm, sonra bağış topluyorum bırakamam bitirmek için söz verdim dedim. Artık bitirmek için tek motivasyonum vardı Sulukule Gönüllüleri Derneği için toplayacağım bağışlar. Bitiş çizgisine kadar, etrafta koşuculara destek veren izleyicilerin ‘Aysin Aysin’ diye bağırmaları, motive etmeye çalışmaları ile yarı ağlamaklı ayrı gülmeli bir şekilde geldim.   3:50:29 net süre ile bitmişti bu macera. 10,678 katılımcı arasından 3960ıncı olarak. Yaş kategorimde yarışan 380 kişi arasından 70. Olarak.

Mutlumuyum , mutsuzmuyum bilemedim. Süreç mi önemlidir, sonuç mu? Her yaşanan bir ders değil midir? Acaba benim çıkartmam gereken ders neydi?

Moral bozacak, mutsuz olacak bir şey yoktu aslında ortada, çok çalıştım, çok uğraştım tek isteğim  3 saat 29 dakika olan bir önceki maratonumdan daha iyi bir sonuç çıkarmaktı ama olmadı, yanına gayet kondisyonlu formda bir vücut, geçirilen keyifli zamanlar kaldı.

Bir de bağışlarım istediğim seviyeye bir gelse,  bak o zaman acı çekerek yaptığım her kilometre mutluluk olarak geri gelecek.

Bağışları nereye mi yapıyoruz? Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne

Yapı ve Kredi Bankası Karagümrük Şubesi

Hesap no: 85963234

IBAN: TR76 0006 7010 0000 0085 9632 34

AÇIKLAMA: ABASKIR /öğrenim gideri /Adınız Soyadınız

Not: Lütfen açıklama yazmayı ve bana bilgi vermeyi atlamayın olur mu? Unutmayın ki size kocaman kocaman teşekkür edebileyim.

Kimdir bu dernek? Ne yapar? Ne eder? Tüm bilgiler  http://www.sulukulegonulluleri.org/

Reklamlar